Makale Başlığı
Gönderen
Eklenme Tarihi
Okunma
Admin
Salı, 09 Ekim 2012
2250
Admin
Salı, 09 Ekim 2012
1784
Admin
Salı, 09 Ekim 2012
1814
Admin
Salı, 09 Ekim 2012
1940
Admin
Salı, 09 Ekim 2012
1908
Şiir Başlığı
Gönderen
Eklenme Tarihi
Okunma
senem Aygül
Cumartesi, 06 Mayıs 2017
27
mucit55macit
Çarşamba, 19 Nisan 2017
41
Müşteba
Cumartesi, 11 Mart 2017
90
SaiR_
Çarşamba, 08 Mart 2017
96
SaiR_
Çarşamba, 08 Mart 2017
95
Kompozisyon Başlığı
Gönderen
Eklenme Tarihi
Okunma
Admin
Salı, 09 Ekim 2012
2605
Admin
Salı, 09 Ekim 2012
2080
Admin
Salı, 09 Ekim 2012
2016
Deneme Başlığı
Gönderen
Eklenme Tarihi
Okunma
Mustafa KARAAHMET
Salı, 15 Kasım 2016
287
Admin
Cumartesi, 31 Ocak 2015
1211
super-cavus@hotmail.com
Cumartesi, 13 Nisan 2013
2106
Abdurrahman Güleç
Cumartesi, 19 Ocak 2013
2431
Abdurrahman Güleç
Perşembe, 17 Ocak 2013
1992
Mektup Başlığı
Gönderen
Eklenme Tarihi
Okunma
Masal Başlığı
Gönderen
Eklenme Tarihi
Okunma
Söyleşi Başlığı
Gönderen
Eklenme Tarihi
Okunma
Kıssalar Başlığı
Gönderen
Eklenme Tarihi
Okunma
Radyo Dinleyin:
Msn'den İstek için:
Sohbet Odasın'dan İstek için:
Harun yildirim
Bismillahirrâhmânirrâhim SEVGİ İnsan nedense yaşarken kendini arı kov Devamı.. Tüm Makaleleri
Harun yildirim
ADERSİZ MUSTAFA Üç tarafı dağlarla çevrilmiş Şirin mi şirin çok güzel bi Devamı.. Tüm Makaleleri
Harun yildirim
SÖYLENMEYEN İKİ KELİME Güneş öyle güzel doğuyor ki insan ne b Devamı.. Tüm Makaleleri
Yayınlanma Tarihi: Cuma, 28 Ekim 2016
Bismillahirrâhmânirrâhim SEVGİ İnsan nedense yaşarken kendini arı kovanında sanır her gün bal yiyeceğini sanır oysa şu dünya denen aynaya bir baksa her gerçeği görmezmi hiç ayna yalan söyler mi ama aynaya nasıl bakarsan öyle gözükürsün işte aynaya öyle bir gözle bakmalıyız ki aşk ile bakacaksın aşk ile bakanlar güzel görür ama aşksız bakanlar bir ceset görür dalından düşen bir yaprağın o yaprağın altında yürüyen karıncanın bir vazifesi var eğer o aynada bunları nasıl göremez isek o aynaya bakmanın bir manası olurmu Bizler bir ayna olmalıyız peygamberimiz ne demiş mümin müminin aynasidır eğer kusur varsa aynada değil kendimizde aramalıyız O vakit sevgi kardeşlik üzerine kurulan şu üç günlük dünyada bir birimize sevgi hoş görü göstermek zormu bir birimizi sevgiyle muhabbet sofrasında doyursak olmaz mı bakın bunu da bir kıssa ile anlatayım Ermişlerden birine bir gün sormuşlar; ‘Sevginin sadece sözünü eden ile, onu kalpte yaşayanlar arasında ne gibi fark vardır?’ diye. Ermiş kişi Bakın göstereyim size’ demiş. Önce sevgisini dilden kalplerine indiremeyenleri çağırmış ve güzel bir sofra hazırlamış. Hepsi yerlerine oturmuşlar ve önlerine kaselerde sıcak çorbalar gelmiş. Arkasından da derviş kaşıkları denen 1 metre uzunluğundaki tahta kaşıklar getirilmiş. Ermiş kişi sofradakilere; Sizden tek şartım bu çorbaları bu kaşıkların ucundan tutup yemenizdir’ demiş. Sofradakiler kabul edip yemeye teşebbüs etmişler. Ama kaşıkların uzun geldiğinden yemeği dökmekten bir türlü götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar , öylece aç kalkıp gitmişler sofradan. Daha sonra sevgiyi gerçekten bilenleri çağırıp aynı sofrayı hazırlamış. Aydınlık yüzlü, gözleri ışıl ışıl parlayan, sevgi dolu insanlar icabet etmişler bu sefer sofraya. Ermiş afiyet olsun deyince her biri derviş kaşıklarını çorbalara daldırmış ve karşısındaki kişiye uzatarak yemişler çorbaları. Böylece her biri doymuş ve şükrederek kalkmışlar masadan. Ermiş kişi İşte, Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz’ demiş ve eklemiş; Hayat pazarında Alan değil, Veren kazançlıdır her zaman Gemi denizden ayrı yüzermi İnsan yüremedigi yolu tarif edebilir mi Arı dikenden polen alırmı ateş rüzgarla dağılır bizler bu kainatta rüzgar olup ateşi gönüllere dagıtmamız gerekmezmi gönüller yapmalıyız biz gönüller yapmaya geldik gönülleri kırmaya değil gönül evi kerpiç ten duvardan yapılmaz gönül evi güzel sözlerle muhabbetile yapılır gönülleri gönül kazanında kaynatmak gerekir muhabbet sofrasında o şerbeti saadet kaşığıyla dağıtmak gerekir o lokmadan yiyenler bir birini kardeş olarak görmelidir . Bu dünyanın şevkine kapılanlar bu dünya hırsına kapılanlar artık o aynada her şeyi mal mülk olarak görmeye devam ederler onlar için sadece hır vardır belki de yarın olabileceği başka bir kadın onlar bunun hesabını yaparlar bakın peygamber efendimiz zamanında eshablardan güzelmi güzel bir şifa hatun hikayesi vardır onu da bu vesile ile anlatayım Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah'a ve Rasûlüne itaat ederler. İşte Allah'ın kendilerine rahmet edeceği kimseler bunlardır..." (et-Tevbe, 9/71)bu anlatacağım hiyade Talip olana güzel bir söz sahip olana pek hikmetli birhikaye dir Hz. Suheyf ve Şifa Hatun {R.a ) Peygamber Efendimizin (s.a.v) zamanında Şifa hatun diye biri varmış bu hanım sahabe çok ama çok güzelmiş onunla evlenebilmek için birçok sahabe kese kese altın yollamış kimi develer hediye etmiş ama Şifa hatun hiç birini kabul etmemiş. Bir gün Şifa Hatun Peygamber Efendimize {s.a.v} Ey Allahın Resulü bana öyle bir ibadet buyurun ki Allahın rızasını kazanayım. Şifa Hatun Peygamber Efendimizden namaz veya oruç gibi şeyler beklerken Peygamber Efendimiz {s.a.v} "Ey Şifa! Bekâr insanın imanı yarımdır sen evlen ki imanın tamam olsun" Şifa Hatun; "Ey Allahın resulü ben yalnız Allah rızası için evlenirim o zaman evleneceğim kişiyi de siz belirleyin" der. Onunla Evlenmek isteyenler Peygamber Efendimize merakla bakıp acaba Peygamber Efendimiz kimi seçecek Şifa Hatunla kimin evlenmesini isteyecek. Peygamber Efendimiz {s.a.v} yarın sabah namazına ilk gelenle Şifa Hatunu evlendireceğim der. Onunla evlenmek isteyenler sabah ilk ben mescide gideceğim. Hatta bazıları acaba uyumasam da sabah ilk ben mi gitsem diye içlerinden geçirirler. Öte yandan Adı Suheyf Olan Bir Sahabe da varmış bu sahabe ise parası olmadığı hatta başını sokacak bir evi bile olmadığı için hiç böyle bir niyete dâhil olmamış. Suheyf nerde yemek bulursa orda yemek yer nerde uykusu gelse orda uyurdu. Devamlı Allah Teâlâ'ya ibadetle meşguldü. Kendisini Şifa Hatuna asla layık görmezdi. Allah Teâlâ'nın takdirine bakın ki Şifa Hatunla evlenmek için niyetlenen her sahabenin uykusu gelir ve hepsi uykuda kalır. Mescide ilk giden ise Hz. Suheyf olur namaz kılındıktan sonra Efendimiz {s.a.v} Şifa Hatunu çağırtıp Seni Suheyf İle evlendirmek istiyorum. Suheyf'e dönerek sen eşine mehir olarak ne verebilirsin buyurmuş. Hz. Suheyf her iki elini açıp Ey Allahın Resulü benim bir şeyim yok ki diyecekken Şifa Hatun Hz. Suheyf Diğer sahabelerin içinde mahcup olmasın diye bir kese içerisinde ona altın vererek bunun Mehir'i olmasını kabul eder. Evlendikleri ilk gün Hz. Suheyf hanımı Şifa Hatuna der ki Ey Şifa! Sen benimle sadece Allah (cc) rızası için evlendin. Bu nedenle sen sabretmek bende senin gibi müslüman ve dinine Sadık biri ile evlendiğim için Şükretmek zorundayız. Gel iyisi mi biz seninle bu ilk gecemizi ibadetle geçirelim. Sabaha kadar ibadet ederler. Her secde de gözyaşı dökerler. Sabah olunca Hz. Suheyf Mescide gider namazdan sonra Peygamber Efendimiz {s.a.v} Ey Suheyf gece ne yaptığınızı sen mi anlatırsın yoksa ben mi anlatayım buyurur... Bunun üzerine Hz. Suheyf Allah (cc) Resulü daha iyi bilirler der. Peygamber Efendimiz {s.a.v} Sizin gece ki halinizden dolayı Allah (cc) sizin tüm günahlarınızı affetti. Bunun üzerine ise Hz. Suheyf Ey Allah Resulü {s.a.v} ne olur bana dua edin de o halde ben bir daha günah işlemeden Allah (cc) benim ruhumu alsın der ve oracıkta ruhunu Rahman'a teslim eder. Bu olay üzerine sahabeler Ey Allahın Resulü gece onların hali nasıldı diye merakla sorarlar. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz {s.a.v} buyururlar ki; Onlar bütün gecelerini Allah için ibadetle geçirdiler. Orada bulunanlar şaşırınca Efendimiz {s.a.v.} size şaşıracağınız bir haber daha veyim mi? Az önce Şifa Hatun da evde vefat etti. Körün şahitliği kabul olurmu seriyat kurallarında olmaz az çoğun delili değil midir Suyun bağrında gülde büyür dikende biz gönül arkından su taşımaya devam edelim dikenleri güle çevirelim nasıl mı tövbe ile her tövbe bir güldür dikeni güle çevirende tövbedir Rabbim tövbelerimizi kabul edip Salih amel işleyenlerden eylesin Bizi . ..,... ALLAH’IM SEN KABUL EDENSİN Üryan dogdum ,üryanım yalnız tektaş idim ben İman dolu bir nesil kol isterim ALLAH’IM . Erenler dergahında ,Hacı Bektaş idim ben Muhammedime giden yol isterim ALLAH’IM . Sadık kulların gibi, beni kıblene döndür. Nur yüzlü meleklerle ,beni kabrime indir. Irmakların içinde Şol Cenneti’ne kondur. Bülbüllerin konduğu gül isterim ALLAH’IM . Babil ebabillere baksın, baka bilirse, Keldâni’nin kavmini yıksın ,yıkabilirse, Gelsin Nemrut, benide yaksın yaka bilirse, İbrahim’i yakmayan, kül isterim ALLAH’IM. Nebi’lerin serdarı, odur Hakkın habibi, Alemlerin ışığı, kainatın tabibi, Şefaat makamının, o en güzel sahibi ? MUHAMMED ümmetiyiz, bil isterim ALLAH’IM. Şu karşıki dağlardan, kuş eyle uçur beni Ab-ı Kevser suyundan kanarak içir beni Kelime şehâdetle dünyadan göçür beni Hep sana şükür eden dil isterim ALLAH’IM. AMİN HARUN YILDIRIM
Etiketler: Ab-ı Kevser suyundan içer bize rabbim